ANORMAL SMEAR SONUÇLARI

ANORMAL SMEAR SONUÇLARI
SMEAR TAHLİLİ SONUÇLARI
Smear testi (Pap test) rahim ağzı kanser tarama testi olarak bilinir. Kadınlarda rahim ağzı yani serviks kanserini oluşmadan önce saptamak amacıyla yapılır. Rahim ağzı kanseri (servikal kanser) çoğu kanserde olmayan bir özelliğe sahiptir: Rahim ağzındaki hücreler kansere dönüşmeden önce daha hafif bazı değişiklikler geçirirler. Rahim ağzı kanser tarama testindeki amaç bu değişiklikleri saptamakdır, bu sayede kanser daha oluşmadan önlem alınma imkanı vardır.

Smear testi yapılan kadınlar çoğunlukla normal bir sonuçla karşılaşırlar ancak nadiren anormal smear sonuçları rapor edilir. Bu anormal sonuçlar çeşitli şekilde sınıflandırılırlar. Smear sonuç kağıdında kısaca ASC-US, ASC-H, LSIL, HSIL, AGC gibi belirtilen durumlar olabilmektedir, bu anormal sonuçların ne anlama geldiği aşağıda detaylı olarak açıklanmıştır.

NORMAL SMEAR SONUCU
Tüm smear testlerinin yaklaşık %95 kadarı normal sonuç olarak rapor edilir. Sonuç tamamen normal olan smear testleri genellikle  herhangi bir ekstra müdaheleyi gerektirmez ve hastanın normal aralıklarla smear tahlili yaptırmaya devam etmesi önerilir. Ancak her smear raporu, sonuç normal yazılmış olsa bile mutlaka bir hekime gösterilmelidir.

Normal smear tahlili sonuç kağıdında genellikle şu ifadelerle yazılır:
– İntraepitelyal lezyon ya da malignite yönünden negatif
– İntraepitelyal lezyon yada malignite yönünden negatif inflamasyonona sekonder reaktif hücresel değişiklikler
– Malignite veya intraepitelyal lezyon yönünden negatif servikovajinal smear inflamasyon bulguları
– Bazı raporlarda infeksiyon veya inflamasyon bulguları izlenmiştir, tedavi sonrası tekrar smear alınması önerilir şeklinde belirtilir.

“Malignite” terimi kanser anlamına gelir. Üstteki ifadelerde malignite izlenmediği (negatif) yani kanser benzeri bir bulguya rastlanmadığı ifade edilmektedir.

ASC-US
(Atypical Squamous Cells Of Undetermined Significance = Önemi Belirlenemeyen Atipik Squamöz Hücreler )
Tüm smear testlerin in yaklaşık yüzde 3-5 kadarında sonuç ASC-US olarak değerlendirilir. Serviksi kaplayan yassı epitel hücrelerinde klinik önemi belirsiz değişiklikler gözlenir. Smear sonucunda ASCUS saptanması durumunda imkan varsa HPV DNA testi de yapılarak birlikte değerlendirilir veya bu test zaten smear ile birlikte yapılmıştır. HPV DNA testinde high risk yani yüksek riskli HPV pozitifliği saptanmışsa bu durumda genellikle kolposkopi yapılarak rahim ağzı ayrıntılı değerlendirilir. HPV saptanmamışsa çoğunlukla kolposkopiye gerek görülmez. ASCCP güncel önerisi bu şekildedir. Kolposkopi veya başka bir yöntemle değerlendirmeye hekimin muayene ve diğer bulguları ile birlikte karar verilir.
HPV DNA testi yapma imkanı yoksa 1 yıl sonra tekrar smear testi yapılarak hastanın değerlendirilmesi önerilir (ASCCP).
Smear sonucu ASC-US olan bir hastanın kolposkopi ve biyopsi ile ileri değerlendirmesi sonucunda CIN2, CIN 3 veya daha ileri bir lezyon saptanma ihtimali aşağıdaki diğer smear sonuçlarına göre daha düşük ihtimaldir. ASC-US herhangi bir kanser çeşidi veya kanser ismi değildir, hastada kanser olduğu anlamına gelmez. Sadece daha ileri değerlendirmelerle kanser oluşmadan önlenmesi gereken lezyonlar olabileceği anlamına gelir. O yüzden hastaya smear sonucu tamamen normalmiş gibi davranılmaz, daha yakın takip önerilir. Smear sonucunda ASC-US saptanan hastaların büyük çoğunluğunda rahim ağzında kanser veya kansere benzer erken lezyonların hiçbirisi saptanmaz.

ASC-H
(Atypical Squamous Cells Cannot Exclude High-Grade Squamous Intraepithelial Lesion = Yüksek Dereceli Squamöz İntraapitelyal Lezyonlardan Ayırt Edilemeyen Atipik Squamöz Hücreler)
Tüm smear sonuçlarının  %1’den az bir kısmında bu sonuç ile karşılaşılır. Smear sonucunun ASC-H gelmesi yüksek dereceli lezyona benzeyen ancak tam ayırt edilemeyen hücreler izlendiği anlamına gelir ve kolposkopi ile rahim ağzının ayrıntılı değerlendirilmesini gerektirir (ASCCP).
Smear sonucunda ASC-H saptanan hastanın kolposkopi ve biyopsi ile ileri değerlendirmesi neticesinde CIN2, CIN3 veya daha ileri dereceli bir lezyon saptanma ihtimali ASC-US sonucuna göre daha yüksektir. Bu sonuç hastada rahim ağzı kanseri olduğu anlamına gelmez, sadece düşük bir risk olabileceğini gösterir ve ileri değerlendirme yapılması gerektiğini bildirir. ASC-H terimi bir kanser türünün ismi veya kanser çeşidi değildir.

LSIL (LGSIL)
(Low Grade Squamous Intraepithelial Lesion = Düşük Dereceli Squamöz İntraepitelyal Lezyon)
Bütün smear sonuçlarının yaklaşık %1 kadarında LSIL sonucu ile karşılaşılır. Serviksi kaplayan hücre tabakasında hafif derecede değişiklikler vardır. Bu durum saptandığında kolposkopi yapılır ve gerekirse biyopsi alınabilir.  Smear sonucunun LSIL olması sonrasında yapılan kolposkopi ve biyopsi neticesinin CIN2, CIN3 gelme riski HSIL smear soncuna göre daha düşüktür. Hastaların büyük kısmında ileri değerlendirme sonucunda rahim ağzında hiçbir hastalık olmadığı görülür ancak az sayıdaki hastada kanser öncüsü lezyonlar saptanır, bu nedenle ileri değerlendirme yapılması gerekir. LSIL terimi bir kanser türünün ismi veya kanser çeşidi değildir.

HSIL (HGSIL)
(High grade Squamous Intraepithelial Lesion = Yüksek Dereceli Squamöz İntraepitelyal Lezyon)
Smear sonuçlarında en nadir raslanan tanılardan birisidir, %1’den az oranda görülür. Bu durum saptandığında kolposkopi (endoservikal küretaj yani ECC dahil) ve konizasyon, LEEP gibi yöntemlerle rahim ağzından parça alınarak patolojik inceleme yapılmalıdır. Kansere ilerleme riski diğer lezyonlara göre daha fazladır.Biyopsi sonucunda CIN2 ve/veya CIN 3 gelme riski yaklaşık yüzde 60-70’dir. HSIL terimi bir kanser türünün ismi veya kanser çeşidi değildir.

Serviks kanserlerinin tamamına yakınında HPV

HPV VİRÜSÜ VE HPV ENFEKSİYONU
HPV virüsü (Human Papillomavirus, İnsan papilloma virüsü ) nedir?
Human Papillomavirüs kelimelerinin kısaltması olan HPV, hem kadınlarda hem erkeklerde bazı hastalıklara neden olabilen bir virüstür. Halk arasında “siğil virüsü” olarak da bilinir. Çift sarmallı DNA virüsüdür. Sadece insanlarda (human) hastalık yapan bir virüstür. HPV insanlar arasında cilt teması ve cinsel ilişki ile bulaşır; bunun dışında havlu, havuz gibi yollarla bulaşabildiği de söylenir ancak bu yollarla bulaştığını kesin gösteren kanıtlar yoktur. HPV virüsü bir insana bulaştığında her zaman bir hastalık oluşturmaz, bazen hiçbir hastalık oluşturmadan vücutta kalabilir. Dünyada tüm insanların yaklaşık yüzde 10’unda görülen bir virüstür. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar arsında birinci sıradadır.

HPV virüs enfeksiyonu hangi hastalıklara neden olur?
– Vücudun herhangi bir yerindeki ciltte veya genital bölgede siğillere neden olabilir (kondilom).
– Kadınlarda rahim ağzı (serviks) kanserine neden olabilir.
– Kadınlarda vajen, vulva kanserlerine neden olabilir.
– Erkeklerde penis kanserine neden olabilir.
– Hem kadında hem erkekte anal kanserlerle, orofaringeal kanserlere neden olabilir.
– Kanser öncüsü premalign lezyonlara neden olabilir (CIN, VIN, VaIN, AIS, AIN, PIN)
– Çocuklarda rekürren respiratuar papillomatozis denilen hastalığa neden olabilir. Solunum yollarını ve larinksi tıkayacak kadar büyük lezyonlara neden olabilir.

Genital HPV olarak bilinen yaklaşık 40’tan fazla HPV tipi genital bölgeyi etkiler. Bazı tipler serviksin (rahim ağzı) yüzeyini oluşturan hücrelerin anormal hale gelmesine yol açabilir. Tedavi edilmediğinde bu anormal hücreler yıllar sonra kanser hücrelerine dönüşebilir. Rahim ağzı kanserini önlemek amacıyla bu virüse karşı geliştirilen HPV aşısı artık günümüzde kullanıma girmiştir.

HPV enfeksiyonunun belirtileri nedir? Nasıl anlaşılır?
HPV bir insana bulaştığında hiçbir belirti vermeden kalabileceği gibi bazen siğil veya yukarıda sıralanan diğer hastalıkların belirtilerine neden olabilir. En sık belirti siğil oluşmasıdır, siğiller et beni gibi küçük genellikle birkaç milimetre büyüklüğünde lezyonlardır, en sık ciltte, yüzde, el üzerinde, genital bölgede oluşur. Bazen çok büyük siğiller oluşabilir ve bütün genital bölgeyi kaplayacak kadar büyüyebilir. Bu nedenle HPV virüsüne “siğil virüsü” de denir.
Bir insanda HPV virüsünün bulunduğunun anlaşılması herzaman belirtilere bakarak mümkün olmaz, bunun için HPV DNA testleri geliştirilmiştir, bu testler bütün HPV virüs çeşitlerini değil ancak en önemli tiplerini belirleyebilir.

Kimlerde HPV enfeksiyonu daha sık görülür? Nasıl bulaşır?
– HPV virüsü insanlar arasında yakın temas, öpüşme, cinsel ilişki gibi kısacası her tür cilt teması ile bulaşabildiği için en önemli risk faktörü multiple cinsel parnterdir, yani çok eşlilik. Kadın veya erkek ne kadar çok kişiyle cinsel temasta bulunursa HPV virüsüni kapma riski o kadar artar. HPV virüsünün sebep olduğu hastalıklar fazla sayıda cinsel partneri olan kişilerde daha sık görülür.
– Vajinal yolla ilişkide erkeğin içeri girmesi HPV bulaşması için şart değildir.İçeri giriş olmadan sürtünme ve benzeri ilişkilerle de HPV virüsü kadından erkeğe veya erkekten kadına bulaşabilir. Oral  (ağız yoluyla) ve anal ilişki ile de bulaşabilir.
– Kadından erkeğe, erkekten kadına, kadından kadına, erkekten erkeğe bulaşabilir.
– Homoseksüel erkeklerde HPV ile enfekte olma riski diğer erkeklerden daha yüksektir.
– Tuvaletten HPV virüsü bulaşamaz, hijyen ile ilgisi yoktur.

Kondom (prezervatif, kılıf) kullanmak HPV bulaşmasını önler mi?
Bulaşma riskini azaltabilir ancak tam olarak önlemez. Çünkü seks sırasında erkek kondom kullansa bile kadın partnerine testisleri temas edebilmektedir, bu da HPV bulaşması için yeterli olabilir.

HPV tipleri nelerdir?
HPV virüsünün 100’den fazla tipi vardır, bunlardan bazıları cilt lezyonlarına neden olabilir, bazı genital bölgede siğile neden olabilir (siğil virüsü), bazıları rahim ağzı ve diğer kanserlere neden olabilir. Bütün HPV tipleri her hastalığa neden olmamaktadır.
Örneğin:
– Cilt siğilleri ile ilgili olanlar Tip1, Tip2 HPV virüsleridir daha çok
– Genital bölgede siğil (kondiloma akümünata) yapan tipler daha çok Tip 6 ve Tip 11’dir.
– Orofaringeal kanserle en çok ilgili olan Tip 16
– Anal kanserlerle en çok ilgili olan Tip 16
– Respiratuar papillomatozis yapan Tip 6 ve Tip 11
– Rahim ağzı (serviks) kanserinde en çok saptanan Tip 16 ve Tip 18 HPV
– Vejen ve vulva kanserinde en çok rastlanan tip HPV 16’dır.

HPV virüs tipleri nelerdir?
HPV’nin 200’den fazla çeşiti tespit edilmiştir ancak bunlardan genital bölgede hastalıklara neden olabilenler yaklaşık 40 tiptir. Genital bölgede enfeksiyon yapabilen HPV tipleri düşük riskli (low-risk) ve yüksek-riskli (high-risk) tipler olarak ikiye ayrılmıştır.
Yüksek riskli HPV tipleri: 16, 18, 31, 33, 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58, 59, 68
Yüksek riskli HPV virüsleri serviks kanserine neden olabilirler. Bunlardan özellikle tip 16 ve 18 daha risklidir. Hastanelerde yapılan HPV DNA testleri ile bu yüksek riskli tipler araştırılır. HPV aşıları (rahim ağzı kanseri aşıları) daha çok bu tiplere karşı geliştirilir.
Düşük riskli HPV tipleri: 6, 11, 40, 42, 43, 44, 53, 54, 61, 72, 73, 81
Düşük riskli HPV tipleri kansere neden olamazlar sadece siğil (kondilom) ve benzeri hastalıklara neden olabilirler. HPV DNA testleri ile düşük riskli tipler araştırılmaz.

HPV virüsü (siğil virüsü) vücuttan nasıl atılır?
Siğil virüsü nasıl yok edilir? Vücuttan nasıl tamamen temizlenir?
HPV virüsünü vücuttan atmak veya tamamen yok etmek için henüz bir tedavi yöntemi geliştirilememiştir. Bir kişide HPV olduğu tespit edilebilir, bu durumda virüsün oluşturduğu hastalıklar varsa tedavi edilir, örneğin siğiller ilaçla veya yakılarak (koterizasyon) tedavi edilir.
Virüs vücutta bulunduğu bölgeden örneğin rahim ağzından kendiliğinden temizlenip kaybolabilir, kadında belli bir süre sonra HPV testi yapıldığında virüs tespit edilmez. Rahim ağzında HPV enfeksiyonlarının çoğu (yüzde 80-90) bu şekilde 1-2 yıl içerisinde kendiliğinden kaybolur, az bir kısmı kaybolmadan devam eder ve hastalık yapma riski taşır.

HPV enfeksiyonunun tedavisi nedir?
HPV infeksiyonunu vücuttan tamamen atmak için spesifik bir tedavi veya ilacı yoktur. Ancak hastalıkj yaptığı bölgeye yönelik ilaç (krem, solüsyon) veya yakma, dondurma gibi tedaviler, cerrahi işlemler uygulanabilmektedir. Örneğin siğiller ilaçlarla veya cerrahi olarak ameliyatla çıkartılır. Rahim ağzındaki hastalıklar yakma (koterizasyon), dondurma (kriyoterapi), konizasyon, LEEP, ameliyat gibi yöntemlerle tedavi edilir.

Dünya’da HPV tiplerinin dağılımı nasıldır?
Dünyanın hemen her bölgesinde insanlarda en sık rastlanan tip HPV Tip 16’dır. Saptanan HPV tiplerinin yaklaşık yüzde 50-70’i budur. İkinci sırada Tİp 18 gelir, bu da yüzde 15-25 arasında görülür. Yani tüm HPV enfeksiyonlarının yaklaşık yüzde 70-80’ini bu iki tip oluşturur. Bunlardan sonra daha az sıklıkla görülen tipler sırasıyla 45, 31, 33, 52, 58’dir. Diğer tipler çok az görülür.

Servikal kanserinde saptanan HPV tipleri nelerdir?
Serviks (rahim ağzı) kanserinin en sık görülen tipi yassı hücreli (squamöz hücreli) kanserdir. Squamöz hücreli serviks kanserlerinin yüzde yüzüne yakın kısmında HPV’ye raslanmaktadır. Squamöz hücreli serviks kanserlerinin yüzde 50-60’ında tip 16, yüzde 15’inde tip 18 HPV bulunur. Bu iki tip HPV squamöz hücreli kanserlerin yaklaşık yüzde 70’inde bulunur.
Serviksin adenokanserlerinde yine en çok raslanan tip 16’dır, ikinci sıklıkla tip 18 bulunur. Ancak adenokanserlerin tamamında HPV bulunmaz, yaklaşık yüzde 70’inde HPV bulunur.

Diğer kanserlerle HPV enfeksiyonu ilişkisi:
Serviks kanserlerinin tamamına yakınında HPV’ye rastlanır. Anal kanserlerin yüzde 90’ında, vajina kanserlerinin yüzde 70’inde, vulva kanserlerinin yüzde 40’ında, penis kanserlerinin yüzde 50’sinda, orofarinx kanserlerinin yüzde 70’inde HPV’ye rastlanır. Dünyada HPV ile hatta bir enfeksion ajanı ile en çok ilişkisi olan kanser serviks (rahim ağzı) kanseridir.

Ultrason ve diğer tetkikler

Ultrason ve diğer tetkikler:
Muayene sonrasında gerekli ise ultrason yapılır, günümüzde hemen hemen her muayeneden sonra yapılmaktadır. Ultrason incelemesi karından veya vajinal yoldan yapılabilir. Karından yapılacaksa hastanın idrara sıkışık olması gerekir, vajinal yoldan yapılacaksa idrarını tamamen yapması istenir. Bakire hastalarda sadece karından ultrason yapılabilir.
Muayene ve ultrason değerlendirmesi sonuçlarına göre gerekli ise bazı kan ve idrar tahlilleri istenir.